Bazı oteller vardır; etkilemeye çalışmaz, sakinleştirir.
Lüksün sessiz, neredeyse sezgisel olduğu yerlerdir.
The Prince Akatoki London bu nadir adreslerden biridir. Minimalizmin bir deneyime dönüştüğü, Japon misafirperverliğinin modern bir yorumla Londra’nın tam kalbinde hayat bulduğu özel bir otel.
Marylebone’da, Hyde Park, Marble Arch ve Oxford Street’e sadece birkaç adım mesafede, Londra’nın merkezinde ideal bir konuma sahiptir. Kapıdan içeri adım attığınız anda şehrin temposu yavaşlar; yerini dingin, neredeyse meditatif bir atmosfere bırakır.
Beni tanıyorsanız, Londra’yı ne kadar sevdiğimi bilirsiniz. Aynı zamanda Japon kültürüne, detaylara verdiği öneme, zamanla kurduğu ilişkiye ve öz olana yaklaşımına duyduğum hayranlığı da.
The Prince Akatoki, bu iki dünyayı kusursuz biçimde bir araya getiriyor: Londra’nın enerjisi ile Japonya’nın huzuru, tek bir çatı altında buluşuyor. Kusursuz bir durak.
Japon ruhuyla şekillenen minimalist tasarım
Temiz çizgiler, doğal malzemeler ve yatıştırıcı tonlar mekânlara hâkim. Açık renk ahşaplar, yumuşak aydınlatmalar ve Japon estetiğine yapılan zarif göndermeler, hem çağdaş hem de köklü bir atmosfer yaratıyor.
Odalar ve süitler, her detayın sakinlik ve iyi hissetme duygusunu desteklediği gerçek birer şehir sığınağı olarak tasarlanmış.
Bir felsefe olarak misafirperverlik
Japon misafirperverliği olan omotenashi’den ilham alan hizmet anlayışı; nazik, akıcı ve içten bir deneyim sunuyor. Bu yaklaşım, otele Forbes Travel Guide tarafından verilen prestijli Five-Star ödülüyle de taçlandırılmış.
Dengeli bir gastronomi deneyimi
TOKii restoranı, çağdaş Japon mutfağını zarif ve hassas dokunuşlarla sunuyor. Malt Lounge & Bar ise seçkin Japon viskileri ve sake koleksiyonu ile deneyimi tamamlıyor.
Londra’da lükse farklı bir bakış
The Prince Akatoki London, lüksü daha içsel bir yerden ele alıyor; denge, huzur ve anın farkındalığı üzerine kurulu bir deneyim sunuyor.



Leave a Comment